DAHİLİYE

1. Yukarıdaki elektrokardiyogram trasesi aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilidir?
A)    Hiperpotasemi
B)    Hiperkalsemi
C)    Hipotermi
D)    Hipopotasemi
E)    Trisiklik antidepresan alımı

Sadece ekstremite derivasyonları verilen bir EKG sorusu. 2009 Eylül hipokalsemi, 2010 Nisan hiperkalsemi (yine şıklardan gidelim).
Sivri T, geniş QRS yok hiperkalemi olamaz. U dalgası yok, hipokalemi olamaz.
Hipotermi ve trisiklik antidepresan şık bulunamamış. Kısa QT hiperkalsemi tipik beklenen EKG sorusudur.


2.    Elli yasında, sigara kullanan, hiperlipidemisi olan bir erkek hasta eforla gelen ve 5 dakika süren substernal ağrı tanımlıyor.
Bu hastada tanı amacıyla öncelikle aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A)    Kardiyak troponin T duzeyi tayini
B)    Eforlu elektrokardiyografi
C)    Ekokardiyografi
D)    Akciger grafisi
E)    Kreatin fosfokinaz enzim duzeyi tayini

Ateroskleroz için risk faktörleri 45 yaş üzeri erkek, hiperlipidemi, sigara verilen stabil anjina sorusu. Yanlış dizayn edilmiş ağrının başlangıç zamanı, bazal EKG bulgu- ları verilmeyen doğruyu bulmak için daha doğruyu bulmaya çalışacağımız bir soru. Ağrının eforla gelmesi ve 5 dk sürmesi, stabil anjina düşündürür. Zaten A ve E şıklarına bakılırsa, ikiside biyokimyasal belirteçtir. İkiside olamaz. EKO kalp yet- mezliği ve kapak hastalığı için önemlidir. Akciğer grafisi, alakası yok. Cevap eforlu EKG’dir. Aslında bazı arkadaşlar direk troponin yapmış olabilir. Troponin 6 saatten önce yükselmeyeceği için bir anlamı olamaz. Yanlışın doğrusu B şıkkı olmalıdır.



3.    Perikart tamponadı olan bir hastaya, perikardiyosentez öncesi aşağıdakilerden hangisinin yapılması uygun değildir?
A)    Hastanın oturur pozisyona getirilmesi
B)    İntravenoz hidrate edilmesi
C)    Monitorize edilmesi
D)    Diuretik verilmesi
E)    Pozitif inotropik ajan verilmesi


Tamponada farklı açıdan bakan bir tus sorusu. Tabiki perikardiyosentez kesin tedavi yöntemi. Hastalarda zaten sıvıyı perikardiyosentezle çekeceksek yerine çektiğimiz kadar sıvı koymalıyız. A şıkkındaki oturur pozisyon mantıksız, zaten hasta oturur gelecek, yatamaz. Monitörize her hastayı ediyoruz. Pozitif inotrop ajan sıvı çekilince kalbin performasını arttırmak için verilir. Hastada diüretik hem sıvı miktarını arttırır, hem de zaten sıvıyı perikardiyosentez ile çekiyoruz. Neden diüretik verelim!


4.    Aşağıdakilerden hangisi en sık karsılaşılan doğal kapak endokardit etkenidir?
A)    Koagulaz negatif stafilokoklar
B)    Pnomokoklar
C)    Mantarlar
D)    Enterokoklar
E)    Streptokoklar

En sık etyoloji sorusu yeni bilgiyi bilen biri mantıklı bir soru sormuş. A şıkkı koagülaz negatif stafilokoklar değil S.aureus olsa tartışmaya açık olacak. E şıkkı viridans streptokoklar olsa yine sakat olacak. Streptokoklar genel olarak bir çok ajan tabiki S.aureusdan daha fazla olacaktır. Ama hem viridanslar hem de S.aureus olsa cevap S.aureus olacaktır.


5.    Asagıdaki kisilerin hangisinde pandemik H1N1 influenza virusunun hastalık oluşturma sıklığı diğerlerine kıyasla daha düşüktür?
A)    1 yas altı cocuklar
B)    1-25 yas arası saglıklı kisiler
C)    65 yas ustu saglıklı kisiler
D)    Kronik obstruktif akciger hastalıgı olan kisiler
E)    İmmun sistemi baskılanmıs kisiler

Aslında mikrobiyoloji bölümünden dahiliye bölümüne sızmış sorulardan biri. Magazin- sel önemini de biliyoruz. 65 yaş üstü kişilerde virüsün hastalık oluşturma şansı oldukça düşüktür.

6.    Ani baslayan ates,̧ oksuruk ve paslı balgam yakınması ile basv̧ uran hastanın akciğer grafisinde sağ alt akciğer bölgesinde homojen konsolidasyon ve hava bronkogramı görüntüsü saptanıyor.
Bu hastanın fizik muayenesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanma olasılığı diğerlerine göre daha düşüktür?
A)    Konsolidasyon alanında vokal fremitus azalması
B)    Sag hemitoraksın solunuma katılımında azalma
C)    Konsolidasyon alanında tuber sufl duyulması
D)    Konsolidasyon alanında inspiratuvar ince ral duyulması
E)    Konsolidasyon alanında matite alınması

Pnömoni dört dörtlük verilmiş hatta tipik pnömoni en sık dese: Pnömokok deyip geçe- ceğim. Fakat muayene bulgularını sormuş.
-    Solunuma iştirak azalır
-    Tüber sufl (bronşial solunum sesi) - 2009 eylül sınav sorusu
-    İnce raller
-    Konsolide alanda matite
-    Vibrasyon torasik (VT) tabiki artar. VT PARANKİM HASTALIKLARINDA ARTAR. PLEVRA HASTALIKLARINDA AZALIR.


 

7.    Yirmi dört yaşında, sigara içmeyen bir erkek, 5 gündür süren öksürük, dispne ve bol miktarda pürülan balgam çıkarma yakınmaları nedeniyle başvuruyor. Öyküsünden 9 yaşında pnömoni geçirdiği, o tarihten beri oksuruk , balgam cıkarma ve zaman zaman hemoptizi yakınmalarının oldugŭ öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Kronik obstruktif akciger hastalıgı
B)    Bronsiektazi
C)    1-antitripsin eksikligi
D)    Aktif akciger tuberkulozu
E)    Bronsiyal astım

Geçmişinde enfeksiyon, şimdi bol pürülan balgam ve obstruktif hastalık semptomları: Bronşektazi uzun yıllardır unutulan bir soru, iyi oldu. Genç bir hastada enfeksiyon sonrası direkt olmalıdır.


 

8.    Restriktif tipte ventilasyon bozukluğu yapan hastalıklarda, spirometrik muayenede aşağıdaki bulgulardan hangisi saptanır?
A)    Reziduel volumde azalma
B)    Total akciger kapasitesinin normal olması
C)    Maksimal inspiratuvar basıncta artma
D)    Vital kapasitenin normal olması
E)    FEV1/FVC oranında azalma

Fizik muayeneden sonra tabiki tanı yöntemi solunum fonksiyon testleri bilinmelidir.
FVC restriktif hastalıkları için azalan dolayısıyla FEV1/FVC oranının artmasını sağlayan parametredir. Total akciğer kapasitesi, vital kapasite azalabilir. Oysa rezidüel volüm obstruktif hastalıklarda artar. Restriktif hastalıklarda azalır.
*FEV1; 1. saniyedeki zorlu eksprasyonda dışarı atılan volüm.
*FVC; zorlu vital kapasite


 

9.    Agır seyirli ulseratif kolitin baslangıç tedavisinde asagıdaki ilaclardan hangisi en uygundur?
A)    Sulfasalazin
B)    Mesalamin
C)    Metronidazol
D)    Prednizolon
E)    Siklosporin

Ülseratif kolit tedavisi:
Hafif olgularda: Topikal veya oral sulfasalazin veya meselamin (Sulfasalazin; sul- fapiridin ve 5-ASA’dan, mesalamin sadece 5 ASA’dan oluşur).
Ciddi olgularda: Oral ve IV destek besleme, oral mesalamin + steroid, yetmez ise IV steroid verilir.
Fulminan olgularda: Ağızdan besleme kesilir, Total Parenteral Besleme yapılır. IV steroid başlanır, cerrahi kons. istenir. Toksik megakolon riski varsa geniş spektrumlu antibiyotik ilave edilir.


 

10.    HBsAg(+) olan bir kişinin inaktif taşıyıcı olarak değerlendirilebilmesi için gerekli serum biyomarker sonuçları aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
ALT    HBeAg    Anti-HBe    HBV    DNA
A)    Normal              -            +          -
B)    Yuksek              -            +          -
C)    Normal             +            -           -
D)    Normal             +            -          +
E)    Yuksek             +            -          +


Hepatit B Tus’un banko soru konularından biridir. İnaktif taşıyıcılık kolay bir soru. İnaktif denince karaciğer fonksiyon testleri normal olarak kastedilmektedir.


 

11.    Aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisi tip 2 diabetes mellitus tanısı koydurur?
      Aclık kan şekeri (mg/dL)    2. saatte 75 gram
                                                glukoz ile oral GTT sonucu (mg/dL)
A) 100                                    140
B) 110                                    220
C) 112                                   180
D) 118                                   130
E) 120                                    140

Tip 2 diabet tanısı beklenen sorulardan biridir. Herhangi bir zamanda 200 mg/dl üzeri kan şekeri ve/veya iki kez açlık kan şekerinin 126 mg/dl üzeri olması tanı koydurur. Soruda OGTT sonrası ikinci saatte 200 mg/dl üzerinin de DM tanısını koyduracağını bilmemiz sorgulanmıştır.


 

12.    Son bir yıldır ellerinde ve ayaklarında uyuşma ve kas krampları olan 42 yaşında bir kadın hastanın muayenesinde Trousseau işareti pozitif bulunmuştur. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin düzeyi 9.8 g/dL, serum kalsiyum düzeyi  7.1 mg/dL,  serum fosfor  düzeyi 5.6  mg/dL ve  serum paratiroid hormonu duzeyi 140 pg/ml (normal: 10-65 pg/ml) olarak saptanmıstır.
Bu hasta için en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Kemik dansitometrisi
B)    Tc99m sestamibi paratiroid sintigrafisi
C)    İdrar siklik adenozin monofosfat duzeyi tayini
D)    Serum magnezyum duzeyi tayini
E)    Serum kreatinin duzeyi tayini

Paresteziler, kas krampları, Trousseau işareti (tansiyon manşonunu şişince ebe eli oluşması) hepsi hipokalsemi bulgusudur. Zaten soruda uzatmak amacıyla kalsiyum düşük, fosforda yüksek olarak verilmiştir. Tam hipoparatiroidi hasta tiroid cerrahisi mi olmuş? diye düşünürken parathormon düzeyi yüksek verilmiş. Yani sekonder hiperparatiroidi sebebinin KBY olduğunu bilmemiz isteniyor.
Soru kısalıyor KBY de aşadağıdakilerden hangisini isteyelim ?



13.    Amenore ve galaktore si̧ kaŷ etleriyle basv̧ uran 44 yası̧ nda bir kadın hastanın serum prolaktin düzeyi 270 ng/ml (normal < 20 ng/ml) olarak bulunmuş ve hipofizinde 1.2 cm lik bir adenom saptanmıştır. Özgeçmişinde kolesistek- tomi, böbrek taşı ve yakın zamanda da hipertansiyon öyküsü vardır. Dopamin agonisti tedavisine, adetlerin düzene girmesi, prolaktin düzeyinin normalleşmesi ve tümörün küçülmesi ile cevap vermiştir.
Bu hastadaki olası neoplazi için araştırılması gereken organlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
A)    Tiroid ve kolon
B)    Paratiroidler ve meme
C)    Tiroid ve pankreas
D)    Paratiroidler ve pankreas
E)    Adrenal bezler ve overler

Ne güzel parantez içinde normal değerlerin verilmesi. Hiperprolaktinemi ve sonrasında hipofizde makroadenom buraya kadar tamam. Sonrasında böbrek taşı, hipertan- siyon ve muhtemelen safra taşına bağlı kolesistektomi. MEN tip 1 için bir vaka sorusu.
3P;
-    Paratiroid adenomu - böbrek taşı - hipertansiyonu açıklar.
-    Pankreas - Kolelitiazis - Gastrinoma
-    Pituiter - Hipofiz adenomu Men tip 1 i tamamlar.


 

14.    Aplastik anemi tanısı konulan 18 yası̧ nda bir erkek hasta icin asagıdakilerden hangisi en uygun tedavi yaklaşımıdır?
A)    HLA uygun bir kardes arastırılmadan hemen steroid tedavisine baslanması
B)    HLA uygun bir verici saptanırsa en kısa surede kok hucre nakli uygulanması
C)    Hemen hematopoetik buyume faktoru tedavisine baslanması
D)    Acilen antilenfositer globulin tedavisine baslanması
E)    Acilen interferon-  tedavisine baslanması

Genelde idiopatik etiyoloji ile kemik iliğindeki stemcellerin yeni hücre oluşturmayı unutması: Apilastik anemi. Pansitopeni kliniği siplenomegali ve lenfoadenopati olmaması klinik verileridir. Hastalarda 50 yaş altı tedavide kemik iliği transplantasyonu ilk tercihtir.
50 yaş üzeri yine denenebilir, immünsupresif tedavi verilebilir.


 

15.    Otuz iki yaşında bir kadın hasta sağ bacağında şişme, ağrı ve kızarıklık şikȃyetleriyle başvuruyor. Öyküsünden oral kontraseptif kullandığı ve babasının genç yaşta miyokart enfarktüsü nedeniyle öldugü öğreniliyor.
Bu hastada tanı koymak için aşağıdaki testlerden hangisi ilk aşamada gerekli değildir?
A)    Protein C tayini   
B)    Protein S tayini
C)   Antitrombin tayini    
D)   Faktor V Leiden mutasyonu arastırılması
E)  Kemik iligi sitogenetik analizi

Oral kontraseptif kullanan genç bayan ailesinde genç yaşta tromboembolik olay ve kendinde derin ven trombozu. Herediter trombofili bu kadar net sorulabilir. En sık sebebi aktive protein C rezistansı (faktör 5 Leiden mutasyonu), en ağır seyreden formu anti trombin 3 eksikliği. Protein C ve S eksikliği yine aynı tabloları oluştura- bilir. Sitogenetik inceleme bu aşamada gereksizdir.


 

16.    Aşagı̆ daki akut miyeloid lösemi tiplerinin hangisinde retinoik asit tedavisinden yarar sağlanır?
A)    Akut monoblastik losemi
B)    Akut miyelomonositer losemi
C)    Akut promiyelositik losemi
D)    Kronik miyeloid loseminin miyeloid blastik transformasyonu
E)    Akut eritrolosemi

Akut promiyelositik lösemi (AML - M3) sorulması en muhtemel alt tiptir. En iyi progno- zludur. En fazla DIC ile prezente olandır. t(15;17) olması hastalarda all trans retinoik asit tedavisine iyi yanıt vermesini sağlar.

 

17.    Asagıdaki kanserlerin hangisinde hastaların yaklasık % 50 sinde ektopik uygunsuz ADH salgılaması en sık görülür?
A)    Kucuk hucreli akciger kanseri
B)    Hipernefrom
C)    Hepatom
D)    Rabdomiyosarkom
E)    Meme kanseri

Akciğer kanseri sorumuz. Onkoloji ve endokrinle ortak: Ektopik cushing
Uygunsuz ADH
En sık sebebi küçük hücreli akciğer kanseridir. Niye? Çünkü akciğerin nöroendokrin tümörüdür.


 

18.    Metastatik meme kanseri tedavisinde kullanılan asagıdaki ilaclardan hangisi alkilleyici bir ajandır?
A)    Vinorelbin
B)    Siklofosfamid
C)    Etoposit
D)    Paklitaksel
E)    Doksorubisin

Metastatik meme kanseri sorunun fazla kısmı hangisi alkilleyicidir? diye düzeltelim.
Cevap Siklofosfamid (nitrojen mustard grubu) olarak karşımıza çıkar.

 

19.    Otuz yasında bir kadın hastada gebeligin 28. haftasında ortaya cıkan nefrotik sendromun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Renal papiller infarkt
B)    Amiloidozis
C)    Renal ven trombozu
D)    Agır preeklampsi
E)    Fokal segmental glomeruloskleroz

Renal papiller infarkt böğür ağrısı, hematüri ve renal fonksiyonlarda bozuklukla seyreder. Nefrotik sendrom yapmaz. Amiloidozis, nefrotik sendroma neden olabilir ancak bu kadar hızlı başlamaz. Beraberinde amiloidozise neden olabilecek hastalığa ait bulgular da vardır (FMF, RA, Tbc vs). Renal ven trombüsü çoğunlukla altta yatan nefrotik sendroma sekonder gelişen bir hastalıktır. Proteinürinin kötüleşmesi, hematüri ve böbrek boyutlarının ultrasonda artması ile karekterizedir. FSGS; normal popülasyonda 3. en sık görülen nefrotik sendrom nedeni olmakla beraber gebelikte sık karşılaşılan bir durum değildir. Gebeliğin 3. trimestirinde nefrotik sendroma neden olan en sık iki durum Preeklampsi ve eklampsidir.


 

20.    Hipertonik hiponatremi tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin serum düzeyi olçülmelidir?
A)    Glukoz
B)    Potasyum
C)    Bikarbonat
D)    Kalsiyum
E)    Fosfor

Hipertonik hiponatremi nedenleri
Artmış serum osmolaritesine bağlı gelişen hiponatremi
a.    Psodohiponatremi: Paraproteinemi, hiperproteinemi ve hiperlipidemide görülür.
b.    Hiperosmolar hiponatremi: Genelde hiperglisemi ve bazende İV verilen mannitole bağlı olarak gelişir (glukozda 100 mg/dL artışta sodyum 1,6 mEq/L azalır).


 

21.    Acil servise fazla miktarda parlak kırmızı renkte kan kusma yakınmasıyla getirilen 38 yaşında bir erkek hastanın fizik incelemesinde şuur bulanıklığı, vücut sıcaklığı 36.6 °C, kan basıncı 60/30 mmHg, nabız 120/dakika ritmik ve solunum sayısı 24/dakika olarak saptanıyor.
Bu hastada ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Üst gastrointestinal sistem endoskopisi
B)    Damar yolu acılarak sıvı tedavisi ve kan hazırlanması
C)    Mezenterik anjiyografi
D)    Direkt karın grafisi
E)    Abdominal ultrasonografi

Tabloda hemodinamide bozulmaya neden olan, pre-şok tablosunda üst GİS kana- masıtanımlanmaktadır.
Üst GİS kanamalı hastaya yaklaşım başlıca 3 aşamada ele alınmalıdır:
1-    Hastanın hemodinamik durumunun değerlendirilmesi (öykü-fizik inceleme lab- oratuvar), resüsitasyon ve hemodinamik stabilizasyon (sıvı, kan nakli)
2-    Kanama yerinin bulunması ve kanamanın durdurulması
3-    Kanama tekrarının önlenmesi ve eşlik eden diğer hastalıkların tedavisi Soruda hipovolemik şokta ilk ne yapılır? tarzında genel tıp nosyonu sorgulanmaktadır.


 

22.    Aşagıdaki romatizmal hastalıkların hangisinde hastalıgă bağlı bobrek tutulumu en azdır?
A)    Romatoid artrit
B)    Mikroskopik polianjiit
C)    Sistemik lupus eritematozus
D)    Wegener granulomatozu
E)    Henoch-Schonlein purpurası


Belkide dahiliyenin en zor sorusu kabul edilebilir.
Mikroskopik polianjiit ve Wegener ANCA ilişkili böbreği tutan vaskülitlerdir. Böbrek tu- tulumuna en sık neden olan romatolojik hastalık SLE’dir. Henoch-Schönlein Purpurasında tanı için böbrek tutulumu gereklidir. Tabloda; eritrosit silendirleri, purpura ve karın ağrısı ile birlikte mikroskopik ve/veya makroskopik hematüri bulunur. Renal biyopsi bulguları vaskülitle birlikte veya olmaksızın IgA nefropatisininki ile benzerdir. Romatoid artritte de böbrek tutulumu en sık amiloidoz şeklinde olup nadir bir durumdur.



23.    Diz ve kalça eklemlerinde osteoartrit tanısı alan 70 yaşında bir kadın hastanın semptomlarının giderilmesi amacıyla medikal tedavide ilk olarak asagıdakilerden hangisi tercih edilmelidir?
A)    Non-steroidal antiinflamatuvar ilaclar    
B)    Glukokortikoidler
C)    Hiyaluronik asit    
D)   Asetilsalisilik asit
E)    Parasetamol

Osteoartrit ilk tercih parasetamoldür. En fazla yanlış işaretlenecek şık tabiki nonsteroid olacaktır. Non steroidler gastroenterelojik ve sistemik yan etkilerinden dolayı tercih edilmez. Sorudaki mantık en az zararla ağrıyı dindirme mantığıdır. Bilgiden ziyade biraz yanıltma amaçlı sorulmuş romatoloji sorusu.


 

24.    Aşagı̆ daki fiziksel ajanlardan hangisinin derin dokuları ısıtıcı etkisi vardır?
A)    Sıcakpaket
B)    Kısadalgadiatermi
C)    İnfraruj lambası
D)    Parafin banyosu
E)    Hidroterapi

Mikrodalga enerjinin derin dokuları ısıtıcı etkisi vardır.


25.    Sigara ve akciğer kanseri ilişkisinin incelendiği bir araştırmada, 30 yaş ve üzerindeki 10 000 kişinin sigara alışkanlıkları soyle bulunuyor:
Hic sigara icmeyen    5000 kisi (I. Grup)
Gunde 1-10 adet icen    2000 kisi (II. Grup)
Gunde 11-20 adet icen    2000 kisi (III. Grup) Gunde 21 ve daha fazla icen    1000 kisi (IV. Grup)
10 yıllık süre içinde, I. grupta 10 kişi, II. grupta 15 kişi, III. grupta 20 kişi ve IV. grupta da 15 kişi olmak üzere toplam 60 kişi akciğer kanserine yakalanmış veya bu hastalıktan ölmüştür.
Bu araştırmanın türü aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Kesitsel
B)    Vaka-kontrol
C)    Kohort
D)    Tanımlayıcı
E)    Prospektif randomize

Halk sağılığında araştırmalar tanımlayıcı, analitik, randomize kontrollü, deneysel ve metodolojik olarak gruplanır.
Tanımlayıcı araştırma sonucu sorun açığa çıkar.
Analitikler neden sonuç araştırmalarıdır.
-    Vaka kontrol (Sonuçtan nedene gider, retrospektif)
-    Kohort (Nedenden sonuca gider, prospektif)
-    Kesitsel (Neden sonuç ilişkisi verir, prevalans) gibi şekilleri vardır.
Randomize kontrollü deneysel araştırmalar: Terapotik veya proflaktik araştırmalardır. İlaç, aşı vb. etkinliği araştırılır.
Metodolojik araştırmalar yeni teşhis yöntemlerini araştırır.

ANALİTİK ARAŞTIRMALAR
GÖZLEME DAYALI ANALİTİK ARAŞTIRMALAR
Gözleme dayalı analitik araştırmalarda, olaylar kendiliğinden gelişir. Araştırmacı bu olayları çeşitli biçimlerde gözleyerek, etken-sonuç ilişkilerini ortaya koymaya çalışır. Yani araştırmacının olaylara müdahalesi yoktur.
Analitik araştırmaların başında, tanımlayıcı araştırmaların sonuçlarından da yararlanılarak, incelenecek etken-sonuç ilişkileri hakkında tahminlerde bulunulur. Bu tahminlere hipotez adı verilir. Bir analitik hipotezde, biri etken olarak, diğeri sonuç olarak düşünülen iki değişken vardır. Hipotezde etken olarak düşünülen değişkene Bağımsız Değişken, sonuç olarak düşünülen değişkene ise Bağımlı Değişken adı verilir. Analitik araştırmalarda ya bağımsız değişkenden yola çıkılarak bağımlı değişkene veya bağımlı değişkenden yola çıkılarak bağımsız değişkene ulaşıl- maya çalışılır.

VAKA KONTROL TİPİ ARAŞTIRMALAR
(Case-control study, Patient-control study)
Bu araştırmalarda araştırmanın yönü bağımlı değişkenden bağımsız değişkene doğrudur. Yani araştırma grupları bağımlı değişkene göre oluşturulur. Bu amaçla nedeni incelenecek hastalığı olanlardan bir vaka grubu ve bu hastalığı olmayan- lardan bir kontrol grubu oluşturulur. Geriye doğru soruşturma yöntemiyle, vaka ve kontrol gruplarındaki bireylerde bağımsız değişkenle karşılaşma durumu incelenir. Bu nedenle bu araştırmalar geriye yönelik (retrospektif) araştırmalardır.
Vaka-Kontrol tipi araştırmalarda araştırma grupları genellikle sağlık kuruluşlarına başvuranlar arasından seçilir. Araştırma grupları genel toplumdan da seçilebilir. Kontrol grubundaki bireylerin vaka grubundaki hastalığa benzer bir hastalıklarının olmamasına ve araştırma gruplarının confounding değişkenler açısından benzer olmasına özen gösterilmelidir.
KESİTSEL ARAŞTIRMALAR
(CROS SECTIONAL ARAŞTIRMA- TRANSVERS ARAŞTIRMA -PREVALANS ARAŞTIRMASI)
Bu araştırmalarda araştırmanın yönü sebepten sonuca doğrudur. Yani araştırma grupları bağımsız değişkene göre oluşturulur. Genel olarak, toplumdan seçilen bir örnek grupta kesitsel bir tarama yapılarak, aynı anda bağımsız değişkenle karşılaşma durumu ve hastalık durumu incelenir. İstendiğinde örnekleme yapıl- madan, genel toplum taraması şeklinde de uygulanabilir.

KOHORT TİPİ ARAŞTIRMALAR
(LONGİTUDİNAL ARAŞTIRMA- İNSİDANS ARAŞTIRMASI- PROSPEKTİF ARAŞTIRMA)
Bu tip araştırmalarda araştırmanın yönü sebepten sonuca doğrudur. Yani burada da araştırma grupları bağımsız değişkene göre oluşturulur. Bu amaçla, araştırma yapılacak toplumda incelenecek hastalık açısından bir tarama yapılarak hasta olanlar belirlenir. Hasta olmadığı belirlenen bireyler arasından bağımsız değişkenle karşılaşan ve karşılaşmayanlardan birer grup oluşturulur. Bağımsız değişkenle karşılaşan gruba Kohort Grubu (araştırma kohortu), bağımsız değişkenle karşılaşmayan gruba ise Kontrol Grubu (kontrol kohortu) adı verilir. Kohort ve kontrol gruplarındaki bireyler yeterli süre ve sıklıkta izlenerek, hastalanan ve hastalanmayanlar belirlenir.



26.    Bir zaman periyodunda, bir bulaşıcı hastalığa yakalanan kişi sayısının aynı donemde toplam duyarlı kisi sayısına bolunmesi ile elde edilen saglık olcutü aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Atak hızı
C)    Patojenite
B)    Fatalite hızı
D)    Prevalans hızı
E)    Insidans hızı

Atfedilen risk; belirli bir etkene maruz kalmış ve maruz kalmamış gruplar arasında hastalığın görülme insidansları arasındaki farktır.
Odds oranı; hastalıklı ve hastalıklı olmayan gruplar arasındaki relatif risklerin tahmin edildiği göreceli birorandır.
Atak hızı; belirli bir zaman aralığında spesifik bir hastalığa yakalanan yeni vaka sayısının aynı zaman aralığındaki risk altındaki total popülasyona oranıdır.

27.    Kırk  yaşındaki  erkek  hasta  geçirdiği  trafik  kazası  sırasında  ciddi  bir yaralanma  olmadığını  ancak  sağda  lokalize  boyun  ağrısı  yakınması oldugunu belirtiyor. Agr̆ ının, izleyen 2 gun icinde giderek arttıgı̆ ve ipsilateral basa̧ dogru yayıldıgı ogreniliyor. Bu sırada sol yan gucsuzlugŭ gelisiyor. Bilinen vasküler risk faktörü bulunmayan hastanın muayenesinde sağda hafif ptozis ve miyozis, solda hemiparezi ve hemihipoestezi saptanıyor.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Posttravmatik subaraknoid kanama
B)    Posttravmatik intraserebral kanama
C)    Kardiyoembolik inme
D)    Karotis arter diseksiyonu
E)    Servikal medulla spinalis yaralanması

Travmatik internal karotid arter (İKA) diseksiyonu, karotid arterin geçtiği o bölgeye yapılan penetran, künt ya da iyatrojenik bir travma sonucu oluşur. Diseksiyonun en sık nedeni boyun bölgesine yapılan künt travmadır. Karotid arter bufirkasyondan hemen sonra C1-C2 vertebraya komşu bölgede travmaya çok duyarlıdır. Üst servikal bölgede, IKA'nın servikal vertebra transvers proçesi üstünde lateral rotasyonla ile birlikte hiperekstansiyon travması, IKA diseksiyonunda yaygın bir mekanizmadır. Diseksiyonlar genelde karotid arterin servikalden petroz kısmına, petroz kısmından kavernöz kısmına geçiş bölgelerinde oluşur
Karotid arter travmalarında yüzde 50 olgu boyunda herhangi bir eksternal bulgu olmaksızın gelir. Belirtiler 2-3 hafta gibi bir bekleme sonrası ortaya çıkar. En sık görülen belirti şiddetli baş ve boyun ağrısıdır. Posttravmatik diseksiyonda en önemli bulgu iskemik belirtilerdir.
Stroke genellikle diseke arter lumeninden intrakranial damarlara emboli sonucu olup, sıklıkla orta serebral artere doğrudur. Unilateral motor ve/ ya da duyu kaybı, afazi, amorozis fugas, inkomplet Horner sendromu (okülosempatik paralizi), anhidrozis olmaksızın ptozis ve miyozis (ICA çevresindeki pleksusun tutulumuna bağlı, fasial ter glandlarını inerve eden eksternal karotis arter pleksusu kurtulur), geçici iskemik atak, pulsatil tinnitus gelişebilir.
Boyun bölgesine uygulanan el masaj aleti gibi zayıf amplitüdlü, ancak yineleyici ve uzun intervalli etkiler IKA diseksiyonu ve inme nedeni olabilir. Özellikle motosiklet kazalarında travmadan büyük oranda koruyan kaskların, kemerlerinin boyuna sarılması karotid arterde bası ve diseksiyona yol açabilir
Beyin tomografisinde açıklayıcı bir neden olmayan hastalarda, karotid arter diseksiy- onu akılda tutulmalıdır. Manyetik rezonans (MR) ve manyetik rezonans an- jiografi (MRA) tanı ve izlem için yapılmalıdır. Özellikle MRA, karotid arter diseksiyon tanısında en popüler noninvaziv yöntemdir.

28.    Psikoz ile nevroz arasındaki farkın en belirgin oldugŭ durum asagıdakilerden hangisidir?
A)    Anksiyete
B)    Gercegi degerlendirme yetisi
C)    Dusunce icerigi bozuklugu
D)    Davranıs degisiklikleri
E)    Duygu degisiklikleri

Psikoz ile nevroz arasında en temel fark psikozlarda gerçeği değerlendirme yetisinin kaybolmasıdr. Nevrozlarda ise gerçeği değerlendirme yetisi bozulmaz.



29.    Aşağıdaki deri hastalıklarının hangisinde eklem tutulumu gözlenmez?
A)    Psoriazis
B)    Reiter sendromu
C)    Liken planus
D)    Behcet hastalıgı
E)    Deri sarkoidozu

Liken planus deri hastalığıdır. Eklem tutulumu oluşturmaz.

LİKEN PLANUS
Deri ve müköz membranların akut veya kronik kaşıntılı inflamatuar hastalığıdır.
Etyoloji:
Emosyonel stresler, ilaçlar (tiazid, ACE inhibitörleri, penisilamin, antimalaryaller) pre- sipite eder.
HIV, Hepatit (C) enfeksiyonları ve otoimmün hastalıklarla (ülseratif kolit, diabetus mel- litus, myastinea gravis, primer bilier siroz) birlikteliği sıktır.
Klinik:
Deri, tırnak ve mukozaları tutar.
Deri:
Elementer lezyonu üzeri düz, poligonal, mor renkli, parlak, aşırı kaşıntılı papüldür. Genelde bilateral simetrik, fleksör yüzlerdedir.
En sık el ve ayak bileklerinde görülür. Koebner (+)’dir. Üzerinde Wickman stria vardır.
Hipertrofik (en sık), atrofik, aktinik, erozif, büllöz tiplerde olabilir. Scalpte skatrisyel alopesi yapar.
Mukoza:
2/3 vakada tutulur.
Ağızda bukkal mukozada ağrılı gri retiküler plak yapar. Bu lezyon premaligndir. Üzerinde SCC gelişebilir. Glans penis, vulva vajen de tutulabilir.
Tırnak:
%10 vakada tutulur.
Subungual hiperkeratoz, pterygium (katlantı), onikoliz olabilir. Histoloji:
Hiperkeratoz
Bazal hücrelerde vakuoler dejenerasyon
Keratinositlerde kolloid dejenerasyon (civatte bodies). Bunlar apopitozis sonucu oluşur.
Dermo-epidermal bieşkede bant şeklinde infiltrasyon
Tedavi:
kortikosteroid, retinoid, PUVA, dapson, siklosporin.



30.    Tekrarlayan karın ağrısı şikȃyeti ile başvuran bir hastanın direkt karın grafisinde 1. lumbal vertebra üzerine ve her iki yanına uzanan kalsifikasyonlar saptanıyor. Cekilen bilgisayarlı tomografide intraperitoneal sıvı koleksiyonları izleniyor.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A)    Uriner obstruksiyon
B)    Kronik pankreatitli hastada akut atak
C)    Peptik ulser perforasyonu
D)    Kronik kolesistit
E)    Peritoneal karsinomatozis

Aslında tekrarlayan karın ağrısı anahtar kelimedir. Şıklardan eleyerek te tanıya gidilebilir. Grafide karın orta hatta geniş bir kalsifikasyondan bahsediyor. Beraberinde assit tanımlanmış. Verilen sorudaki kalsifikasyonların lokalizasyonu pankreas lojuna denk gelmektedir. Direk grafide kalsifikasyon ve tekrarlayan karın ağrıları kronik pankreatit çin tipiktir. Assit varlığı akut atağı düşündürmektedir. Üriner obstrüksiyon lumbar bölgede laterallerde birbirinden bağımsız taşa ait opasite yapabilir, orta hatta değil. Assit beklenen bir bulgu değildir. Hidronefrozla karekterizedir. Peptik ülser perforasyonunda kalsifikasyon beklenmez. Assitle birlikte serbest hava görünür. Kronik kolesistitte safra kesesi lojunda sağ üst kad- randa taşa ait opasite görülür, bilateral değil ve assit beklenmez. Peritoneal karsinomatoziste, kalsifikasyon nadir olmakal beraber, eğer varsa dağınıktır. Tomografide peritonda kalınlaşma tipik bulgusudur.

 

ETKİNLİK TAKVİMİ
NİSAN TUS 2013 DEĞERLENDİRMELER
Nisan 2013 Tus Kadın Doğum Değerlendirmesi
Diğer videolar
ŞUBELERİMİZ
WEB SİTELERİMİZ