AÇIKLAMALI CEVAPLAR VE REFERANSLAR
Editör Hocamızın Ders notlarından referanslar

Soru 1. Mitral darlığına bağlı gelişen pulmoner hipertansiyonda duyulan üfürüm aşağıdakilerden hangisidir?
A) Austin Flint üfürümü
B) Graham Steell üfürümü
C) Venöz üfürüm
D) Carey Coombs üfürümü
E) Duroziez’in çift üfürümü

Dahiliyede özel adlı üfürümlerden bilinmesi gerekenler;
–Austin–Flint üfürümü………. Aort yetmezliğindeki relatif mitral darlığı üfürümü
–Graham–Steel üfürümü……Pulmoner hipertansiyondaki pulmoner yetmezlik üfürümü
–Carey–coombs üfürümü……. Akut romatizmal ateşteki mitral valvülit üfürümüdür.

Referans :
Tustime Impetus Dahiliye – sayfa 6

 

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans1.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

 

Soru 2. Paroksismal atrial taşikardi ile gelen bir hastaya aşağıdakilerden hangisi verilmemelidir?
A) İzoproterenol

B) Verapamil
C) Digitalis
D) Diltiazem
E) Adenozin

Bu sınavda EKG sormak yerine sözel bir aritmi sorusu geldi. PAT supraventriküler aritmilerin prototipidir.
Proksimal atriyal taşikardi (PAT) • Atriyumdaki bir odaktan kaynaklanan, ani başlayan ve sonlanabilen, R–R mesafelerinin düzenli olduğu,
QRS’in dar olduğu bir ritm bozukluğudur.
• Kardiyak ya da nonspesifik nedenlere bağlı olabilir.
• Kalp hızı 150–250/dk arasındadır.
• EKG’de p’ler görülmeyebilir veya farklı konfigürasyondadır, sık QRS ve buna bağlı olarak diyastolde ventrikül yeterince dolamadığından ST–T çökmesi görülebilir. • Karotid mesajı ile sinus ritmine dönebilir.
• Adenozin, verapamil–dilitiazem, beta blokerler, digoksin
• Hemodinamik olarak unstabil hastalarda (anjina, hipotansiyon, KKY versa) DC CV uygulanabilir.

Referans :
Tustime Impetus Dahiliye – sayfa 203

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans2.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 3. Feokromositomalı bir hastanın hipertansiyonunun tedavisinde aşağıdaki ilaçlardan hangisinin tek başına kullanılması kan basıncının daha fazla yükselmesine yol açar?
A) Fentolamin
B) Labetalol
C) Sodyum nitroprusid
D) Prazosin
E) Beta blokör ilaçlar

Sınavın en basit sorularından birisi:
FEO’da tek başına Beta Bloker verilmemesi gerekmektedir. B şıkkındaki Labetalol alfa bloker etkiside olan belki de FEO’da kullanılabilecek ender beta blokerlerdendir. Bir başka TUS niye olmasın…
Tedavi:
Cerrahi adrenalektomidir. Cerrahi öncesi hastayı hazırlamak için öncelikle hastanın hipertansiyonu kontrol altına alınmaya çalışılır. Öncelikle alfa blokerler kullanılmalıdır. Alfa blokerler taşikardiyi kontrol altına alamazlar bu durumda gerekirse beta blokerler alfa blokerlerden sonra tedaviye eklenebilir. Beta blokerlerin ilk tedavi yada tek başlarına kullanılmaları, vasokonstrüksiyona yol açarak feo kromasitoma atağına neden olacağından dolayı kontraindikedir. Ataklar sırasında nitrogliserin infüzyonu ile tansiyon kontrol altına alınabilir. Ameliyat öncesi hazırlık dönemi önemlidir. Fenoksibenzamin, fentolamin, prozasin ve doksazosin en çok kullanılan alfa blokerlerdir.
• Ekstranodal yerleşen feokromasitomalara paraganglioma denir.
• Ekstranodal yerleştiğinde en sık Zuckerkandl organında yerleşir.
• Zuckerkandl organı aortanın bifurkasyo bölgesindedir.
• Daha çok salınan katekolamin norepinefrindir.
• Tanı için en spesifik idrar testi 24 saatlik idrarda metanefrin atılımının artmış olmasıdır.

Referans :
Tustime Infotus Dahiliye – sayfa 447

 

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans3.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 4. Glomerüler filtrasyon hızının belirlenmesinde en duyarlı yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kreatinin klirensi
B) Üre klirensi
C) İnülin klirensi
D) Sintigrafi
E) Renal anjiyografi

Kaçırılmaması gereken klasik bir TUS sorusu.
GFD’ni ölçmek için kullanılabilecek ideal maddenin dolaşımda serbestçe dağılması, kolay ölçülebilir olması, glomerülden serbestçe filtre olurken reabsorbe veya sekrete olmaması gerekir. Bu şartları sağlayabilen ideal madde inülin’dir. Dolayısıyla glomerular filtrasyon hızının belirlenmesinde en duyarlı yöntem İnülin Klirensi’dir.

Referans :
Tustime İnfotus Dahiliye – sayfa 512

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans4.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 5. Altmış yaşından büyük erişkinlerde şiddetli alt gastrointestinal kanamaya en sık yol açan etiyoloji aşağıdakilerden hangisidir?
A) İç hemoroidler
B) Kolonik divertikülozis
C) Anal fissür
D) Kolon kanseri
E) İskemik kolit

TUS’ta sorulması beklenen tipik sorulardan bir tanesi. Tüm yaş gruplarında en sık alt GİS kanama nedeni anal hastalıklar iken, 60 yaş üzerinde masif kanamanın en sık nedeni divertikülozistir. Yaşlılarda şiddetine göre kanamaya yol açan etiyolojik nedenler sırasıyla aşağıda verilmiştir.

Referans :
Tustime İnfotus Dahiliye – sayfa 607

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans5.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 6. Piyojenik karaciğer apselerinin en sık görülen nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akut apandisit
B) Karaciğer kanserleri
C) Travmalar
D) Safra yolları enfeksiyonları
E) Akut pankreatit

PiyojenikKaraciğer Absesi: Çoğunlukla altta yatan kolesistit ve kolanjite bağlıdır. En sık gram (–) enterik bakteriler özellikle de E. coli, neden olur. Daha çok sağ lobda yerleşir, multiple olma eğilimindedirler. Ateş, lökositoz, hassasiyet, sarılık ve USG’de hipoekoik lezyon görülür.
Tanı: İğne aspirasyonu+gram boyası ve kültür ile konur.
Tedavi: Ampisilin+aminoglikozid+metranidazol ve drenajdır (çoğunlukla eksternal)

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 183

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans6.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 7. Son aylarda art arda 2 kez pnömoni tedavisi gören 65 yaşında bir erkek hastanın laboratuvar sonuçları şöyledir: Hemoglobin: 14 g/dL, lökosit: 6000/mm3, trombosit: 250 000/mm3, BUN: 15 mg/dL, kreatinin: 0.8 mg/dL; serum protein elektroforezinde gama bölgesinde monoklonal band; serum IgG: 20 g/L, IgA: 2.5 g/L, IgM: 1.0 g/L; kemik iliğinde plazma hücre oranı % 8; kemik taraması normal.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Waldenström makroglobulinemisi
B) Benign monoklonal gamopati
C) Multipl miyelom
D) Soliter plazmasitom
E) POEMS sendromu

Hemotolojinin ilk sorusu. Yaşlı erkek enfeksiyon sonrası kan değerleri, üre–kreatinin ve Ig değerleri normal. Monoknonal gamopati verilmiş. Kemik iliğinde %8 plazma hücresi yani malign seviyede değil. Birde kemik taraması normal. Daha ne versin.
En sık görülen plazma hücre hastalığı benign monoklonal gamopati. Hep multipl myelomu soracak değil ya!

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 88
Tustime İnfotus Dahiliye – sayfa 335

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans7.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans8.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 8. I. Nötrofil sayısı : 400/mm3
II. Trombosit sayısı : 15 000/mm3
III. Retikülosit sayısı : 50 000/mm3
IV. Kemik iliğinde hücresel yoğunluk (selülarite): % 50

Yirmi yaşında ağır aplastik anemili bir hastada yukarıdaki laboratuvar bulgularından hangileri beklenir?
A) I ve II

B) I ve III
C) I ve IV
D) II ve IV
E) III ve IV

Soruyu kısaltırsak Aplastik anemide olan ve olmayanları ayıralım. Bir kök hücre hastalığı olduğuna göre her şey – peni olacak. Böylece 3 direk gider. Hastada kemik iliği hiposelüler olacak ki – peni olsun. 4 te gider. 1 ve 2 zaten aradığımız – peniler.

Referans :
Tustime İnfotus Dahiliye – 281–282
Tustime İmpetus Dahiliye Ders Notu – sayfa 79

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans9.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans10.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans11.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 9. Aşağıdaki tümörlerden hangisi en sık ektopik ACTH salınımı yapar?
A) Seminom
B) Küçük hücreli akciğer kanseri
C) Lenfoma
D) Hepatom
E) Melanom

Yine basit bir onkoloji sorusu. Ektopik cushing, uygunsuz ADH en sık yapan tümör küçük hücreli akciğer kanseridir. Akciğerin en sık nöroendokrin tümörüdür.

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 65 ve 97

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans12.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans13.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 10. Aşağıdakilerden hangisi midenin adenokanseri gelişiminde bir risk faktörü değildir?
A) Helicobacter pylori enfeksiyonu
B) Aşırı tuz tüketimi
C) Pernisiyöz anemi
D) Sigara içimi
E) Kan grubunun 0 olması


Dikkat gerektiren bir soru. Klasik bilgi olarak yerleşen bu soruda; 0 kan grubunun; mide ülseri gelişimi için bir risk faktörü olduğu, mide kanseri riskinin ise A kan grubunda arttığı hatırlanmalıdır. Mide adenokanseri gelişimi açısından risk oluşturan durumlar aşağıda özetlenmiştir.
Mide Adeno–kanseri İçin Risk Faktörleri:
• Diyet: Düşük yağ ve protein alımı, buğulanmış yiyecekler, buzdolabı kullanmama, vitamin A ve C eksikliği, kuyu suyu, Nitrozaminler
• Sigara
• Alkol
• Lastik ve kömür madeni çalışanı
• A kan grubu (genetik eğilim)
• Düşük sosyoekonomik durum
• Adenomatoz polip
• Pernisiyoz anemi
• Atrofik gastrit, aklorhidri
• Immün yetmezlik, Helikobakter pilori, Postgastrektomi (bilroth II).

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 163

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans14.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 11. Romatoid artritte aşağıdaki eklemlerden hangisinin tutulma olasılığı en düşüktür?
A) Metakarpofalangeal eklemler
B) Atlantoaksial eklem
C) Omuz eklemleri
D) Distal interfalangeal eklemler
E) Temporomandibular eklemler

Dahiliyedeki tek romatoloji sorusu. Romatoid artirit hangi eklemleri tutmaz: Distal interfarengeal eklem
Sakroiliyak eklem

Referas :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 32

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans15.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 12. Sekonder spontan pnömotoraksın en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?ir?
A) Akciğer kanseri
B) Bakteriyal pnömoni
C) Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
D) Tüberküloz
E) Pneumocystis jiroveci pnömonisi

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – sayfa 70

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans16.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 13. Transüda tipinde plevral sıvı en sık aşağıdaki hastalıkların hangisinde görülür?
A) Konjestif kalp yetmezliği

B) Tüberküloz plörezisi
C) Romatoid artrite bağlı plörezi
D) Parapnömonik plörezi
E) Sistemik lupus eritematozusa bağlı plörezi Tip V

Göğüs hastalıkları hep çalışınca karşılığını vermiştir. Bu sınavda da inşallah böyle olmuştur diye umuyoruz. Konjestif kalp yetmezliği transudatif plevral sıvıların en sık nedenidir.

Referans :
Tustime İmpetus Dahiliye – 68

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans17.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 14. Yirmi beş yaşında, 2.5 aylık gebe bir kadının herhangi bir yakınması yokken alınan idrar kültüründe 105 koloni/ml Escherichia coli üretiliyor.
Bu hastanın tedavisi ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Tedavi gerekmez, 2 hafta sonra idrar kültürü tekrarlanır.
B) Tedavi gerekmez, kültür takibine gerek yoktur.
C) Oral, tek doz 400 mg ofloksasin verilir.
D) Bakteri duyarlı ise 7 gün amoksisilin-klavulanat verilir.
E) Tedavi ancak hasta semptomatik olursa verilir.

Soruda tanımlanan olguda asemptomatik bakteriüri (ABU) mevcuttur. Asemptomatik bakteriüri gebelikte en sık rastlanan üriner infeksiyondur ve sıklıkla etken normal perineal flora elemanlarıdır. ABU sıklığı gebelikte parite, ırk ve sosyoekonomik düzey ile değişse de %2–7 civarındadır. Temiz bir üriner örnekte >100.000/mL organizma bulunması tanısal olarak kabul edilir ancak olası pyelonefrit riski nedeniyle daha az sayıdaki konsantrasyonlarda da tedavi verilmesi önerilir.
Tedavi edilmeyen gebelerin %25’de semptomatik üriner infeksiyon ortaya çıkar. Bu nedenle ilk prenatal izlemde asemptomatik bakteriüri taraması önerilmektedir. Ayrıca ABU’nin tedavi edilmediği gebeliklerde preterm doğum ve düşük doğum ağırlığı sıklığında artış bildirilmiştir. Ancak ABU’nin gebelik sonuçları üzerine olumsuz etkisi olmadığını bildiren çalışmalar da bulunmaktadır.
Tedavide nitrofurantoin (tek doz 200 mg; 4X50 mg, 3 gün veya 2X100 mg, 7 gün), amoksisilin (tek doz 3 g; 3X500 mg, 3 gün), ampisilin (tek doz 2 g; 4X250 mg, 3 gün), sefalosporin (tek doz 2 g; 4X250 mg, 3 gün), siprofloksazin (4X250 mg, 3 gün) veya levofloksazin (250 mg/gün) kullanılabilir.

Referans :
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 176 6
Williams Obstetrics, sayfa 1035 –1036
Harrison Dahiliye sayfa 45–49

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/soru14.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 15. Aşağıdaki antibiyotiklerden hangisi bir betalaktam türevi değildir?
A) Ampisilin
B) Aztreonam
C) Sefazolin
D) Doripenem
E) Tigesiklin

Enfeksiyon hastalıkları sorusu olarak bu sefer farmakoloji – mikrobiyoloji bilgisi ile yapılabilecek bir soru eklenmiş. Soru – siklin’le biten tetrasiklin türevi tigesiklini tanımamızı istiyor.

Referans :
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 58
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 64

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/soru15.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans20.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 16. Aşağıdaki aşılardan hangisinin immün sistemi baskılanmış bir hastaya yapılması kontrendikedir?
A) BCG aşısı

B) Hepatit B aşısı
C) Polisakkarit pnömokok aşısı
D) İnaktif influenza aşısı
E) Polisakkarit meningokok aşısı

Bir BCG aşısının immün süprese kişiye yapılmayacağı genel tıp bilgisi olarak her zaman sorgulanabilir. Pediatri’den dahiliyeye kaymış bir soru.

Referans :
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 73
Tustime Pediatri İmpetus – sayfa 613

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/soru16.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans21.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 17. Tirozin kinaz reseptörleri, aşağıdakilerden hangisinin hücre içi sinyal iletiminde görev almaz?
A) Büyüme hormonu
B) İnsülin
C) Epidermal büyüme faktörü
D) İnsülin benzeri büyüme faktörü-1
E) Sinir büyüme faktörü

Tirozinkinaz reseptörleride fizyoloji – farmakoloji – biyokimya’dan dahiliye’ye atlamış bir soru. Büyüme hormonu zaten şıklara bakılırsa sırıtıyor. İnsülin tirozin kinaz ilişkisi bilinince diğerleri hep büyüme faktörü olarak karşımıza çıkıyor.

Referans :
Tustime Farmakoloji Ders Notu – sayfa 28–29

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans22.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans23.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 18. Cushing hastalığı nedeni ile bilateral adrenalektomi yapılan hastalarda gelişen ve ACTH düzeylerindeki aşırı yükselme ve deride hiperpigmentasyon ile karakterize olan klinik durum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Conn sendromu
B) Nelson sendromu
C) McCune-Albright sendromu
D) Kraniofarenjiyom
E) Boş sella (empty sella) sendromu

Bu sınav endokrin biraz unutulmuş. Nelson sendromu hipofizer hastalıklar içerisinde bilinmesi gereken sendromlardandır. Aynen textbook’lardan sorulmuş bir soru.
Nelson Sendromu
Cushing sendromu için bilateral sürrenalektomi yapılan hastalarda hızlı büyüyen pituiter adenomdur
Bilateral sürrenalektomi sonrası çok yüksek ACTH seviyeleri tipiktir
Buna bağlı hiperpigmentasyon görülür.
Cerrahi sonrası steroid feed–back inhibisyonunun ortadan kalkması ile hipofizdeki muhtemel bir mikroadenomun büyümesine bağlıdır
Tedavi: Hipofiz cerrahisi

Referans :
Tustime Impetus Dahiliye – sayfa 112

{japopup type="image" content="images/stories/dahiliye/dahiliye_referans24.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 19: 28 haftalık ve üzeri gebelikten ölü doğumların sayısı + postnatal ilk 7 günlük ölümler Toplam doğum sayısı x 1000 Yukarıda formülü verilen ölüm hızı ölçütü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Postnatal ölüm hızı
B) Neonatal ölüm hızı
C) Perinatal ölüm hızı
D) Bebek ölüm hızı
E) Postneonatal ölüm hızı

Bebek Ölüm Hızları: Bir toplumdaki sağlık, özellikle çocuk sağlığı düzeyinin en önemli göstergesi bebek ölüm hızıdır. Bebeklik dönemi doğumdan itibaren yaşamın ilk 364 günüdür. Bu dönemin tamamında ölüm riski ve nedenleri aynı değildir. Bu nedenle hız doğumdan sonraki ilk 7 gün, 8-28 günler ve 29-365 günler için ayrı ayrı hesap edilir.


Bu son üç hızın toplamı, toplam bebek ölüm hızını verir. Burada önemli olan nokta, bebek ölümü diyebilmek için bebeğin canlı doğduktan sonra ölmesidir. Hiçbir canlılık belirtisi yoksa bu ölü doğumdur ve bunlar pay ve paydada yer almaz. Perinatal Ölüm Hızı: Ana sağlığı düzeyini en iyi gösteren 2. ölçüttür. Doğum öncesi ve doğum sırasında sağlık hizmetlerinin yeterli olup olmadığını gösterir. Şöyle hesabedilir.



Referans :

Tustime Küçük Stajlar Ders Notu – sayfa 197
Tustime Küçük Stajlar İmpetus Serisi – sayfa 139

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_01.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_02.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 20. Aşağıdakilerden hangisi ikincil korumadır?
A) İşçinin baret takması
B) Aşılama
C) El yıkama
D) Atık su arıtımı
E) Verem taraması

KORUYUCU HİZMETLER
Birincil koruma
Bu terim kişiyi hastalıklardan koruma için alınan tüm önlemleri kapsar. Birincil korumaya örnek olarak bir çocuğu difteriye karşı aşılayarak bu hastalıktan korumak, dışkının su ve besinlerle bulaşmasını önleyerek kişileri barsak enfeksiyonlarından korumak gösterilebilir. Birincil koruma genellikle beslenme hastalıklarından ve bulaşıcı hastalıklardan korumada önemlidir.
İkincil koruma
Hastalıkların belirti öncesi veya belirtilerin çok hafif olduğu dönemde laboratuar muayeneleri ile tanınarak tedavi edilmesine ikincil koruma denir. Burada kişi hastalığın ilerlemesinden, tedaviden yararlanamayacağı bir aşamaya varmaktan korunmaktadır. Örneğin kadınlarda periyodik sitolojik muayene yaparak uterus kanserini erken tanımak ikincil korumaya örnektir.
Üçüncül koruma
Hastaları, hastalıkların sakatlık ile sonuçlanmasından koruma için alınan önlemler üçüncül korumadır.

Referans :
Tustime Küçük Stajlar Ders Notu – sayfa 194
Tustime Küçük Stajlar İmpetus Serisi – sayfa 136

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_03.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_04.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 21. DeQuervain tenosinovitinde etkilenen tendonlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
A) M. abduktor pollisis longus + ekstensör pollisis brevis

B) M. adduktor pollisis longus + ekstensör pollisis brevis
C) M. abduktor pollisis brevis + fleksör pollisis longus
D) M. adduktor pollisis brevis + fleksör pollisis longus
E) M. abduktor pollisis longus + ekstensör pollisis longus

YUMUŞAK DOKU TRAVMALARI
1- Lateral Epikondilit (Teniçi Dirseği): Lateral epikondile yapışan extansor ön-kol kaslarının zorlanması ile oluşur.
2- Tetik Parmak: Metakarpofalangiel eklem hizasında flexör tendonların kendilerini çevreleyen annüler ligament altında, daralmaya bağlı sıkışmaları sonucu olur.
3- Higroma: Elin lokal yumuşak doku şişlikleri %70'ini oluşturur. Hemen altındaki tendon, tendon kılıfa ve kapsüle yapışık müsindolu kist vardır.
4- De Quervain Hastalığı: İçinden abduktor pollisis longus ve ekstansör pollisis brevisin geçtiği radial stiloid üzerindeki tendonların, tenosinovitine De Quervain hastalığı denir.

Referans :
Tustime Küçük Stajlar Ders Notu – sayfa 168
Tustime Küçük Stajlar İmpetus Serisi – sayfa 116

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_05.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_06.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 22. Kayak yaptıktan sonra sağ dizinde ağrı başladığı öğrenilen 32 yaşında bir kadın hasta özellikle istirahat sonrası ayağa kalkarken ağrı ve tutukluktan yakınıyor. Ağrısı fleksiyon ile artan hastanın muaye- nesinde inflamasyon bulgusu bulunmuyor ve fleksiyonda hafif krepitasyon hissediliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tibiofemoral osteoartrit
B) Dışmenisküslezyonu
C) İç menisküs lezyonu
D) Kondromalazi patella
E) Ön çapraz bağ lezyonu

Kondromalazi patella ,patella kemiğinin kıkırdak doku dejenerasyonu anlamına gelir. Diz önü ağrısı ile karakterizedir.
Diz önü ağrısı, patelofemoral eklemden kaynaklanan ağrının basit bir tanımı olup, ağrı patellofemoral ekleme destek sağlayan çevre yumuşak dokulardan ve diz çevresindeki patolojilerden de kaynaklanabilir. Günlük yaşam sırasında diz ağrısı ile ortaya çıkar, sportif aktivitelere katılımı zorlaştırır. Hastalığın sıklıkla peripatellar retinakulumun aşırı gerilmesine bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir.
Kondomalazi patella’da şunlar görülür:
1)Ağrı: Diz önü ağrısı sızı şeklinde, künt veya zonklayıcı tarzda olabilir. Ağrı karakteristik olarak merdiven inme-çıkma ve diz 90 derecede bükülü durumda iken özelikle yolculuklarda, sinemada ortaya çıkar.
2) Krepitasyon: Genellikle patellofemoral artritten kaynaklanan kulakla duyulabilen veya yalnızca hasta tarafından hissedilen sürtünme sesidir.
3) Boşalma (Giving Way): Patellofemoral eklemin önemli bir bulgusudur. Kuadriseps kasının zayıflığının da neden olduğu bu bulgu yük altında diz fleksiyonu-ekstansiyonu sırasında ortaya çıkar (merdiven inme,yokuş aşağı inme). Diz instabilitelerinde ve menisküs yırtıklarında da oluşabilir.
4) Kilitlenme: Dizin ağırlık altında ekstansiyonu sırasında troklear ve patellar sorunlardan kaynaklanan kilitlenme oluşabilir.genellikle geçici olan bu durum menisküs yırtıkları ile karıştırılmamalıdır.
5) Şişlik: Fizik muayenede çok sık rastlanmayan, geçici bir durumdur. Ciddi patellofemoral eksen bozukluklarında, serbest proteoglikan-kıkırdak parçalarının eklem içinde var olduğu kondral patolojilerde, sinovyal hastalıklarda, kanama ve travmada da şişlik saptanabilir.

 

Soru 23. Aşağıdaki beyin omurilik sıvısı inceleme bulgularından hangisi multipl skleroz tanısı için önemlidir?
A) Protein artışı
B) Oligoklonal bant pozitifliği
C) IgG indeksinin 0.6’nın altında oluşu
D) Mononükleer hücre artışı
E) Miyelin yıkım ürünlerinin varlığı

MULTIPL SKLEROZ
Tanım
MS genç erişkinlerde görülen demiyelinizan bir hastalıktır.
Semptomlar
Halsizlik, parestezi, retrobulber nörit, diplopi, sfinkter sorunlarına bağlı idrar kaçırma
Hastalık relapslar ve remisyonlarla gider.
Myelin basic pretein (MBP) T hücreleri için en önemli antijendir.
Hastaların kan ve BOS larında MBP-reaktif T lenfositler bulunmaktadır.
MS hastalarının serumlarında ayrıca myelin komponentlerine karşı (myelin oligodendrosit glikoprotein-MOG) antikorlar bulunmaktadır.
Optik sinir lezyonları MS’de başlangıç bulguları arasında en sık görülenlerdendir.
Referans :
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 127
Tustime Küçük Stajlar Ders Notu – sayfa 42
Tustime Küçük Stajlar İmpetus Serisi – sayfa 31

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_07.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_08.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_09.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 24. Alkolik olan ve beslenme bozukluğu bulunan 42 yaşında bir hasta bilinç bozukluğu ile acil servise başvuruyor. Nörolojik muayenede nistagmus ve konjuge bakış paralizileri, gövde ataksisi, global konfüzyon ve hafıza bozukluğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tütün-alkol ambliyopisi
B) Subakut kombine dejenerasyon
C) Alkolik serebellar dejenerasyon
D) Wernicke-Korsakoff sendromu
E) Strachan sendromu

WERNICKE - KORSAKOFF SENDROMU (WKS)
19. yüzyılın son dekadlarında ayrı ayrı tanımlanan Wernicke Ensefalopatisi ve Korsakoff Psikozu sonraları etyolojik, klinik ve histopatolojik ortak özellikleri nedeniyle Wernicke-Korsakoff Sendromu (WKS) olarak nitelenmiştir. Sendromun bileşenlerinden Wernicke Ensefalopatisi (polioencephalitis hemorrhagica superioris) akut veya subakut başlayan oküler bulgular, ataksi ve konfüzyonla karakterizedir. Korsakoff Psikozunda ise diğer kognitif fonksiyonlar görece korunmuşken, belirgin bozukluk bellek alanındadır. Korsakoff Psikozu sıklıkla Wernicke Ensefalopatisi ile birlikte görülür. Korsakoff Sendromunu, Wernicke Ensefalopatisinin seyrinde eklenen psişik semptomlar olarak nitelendirmek yanlış bir tanımlama olmayacaktır. Etyolojide avitaminoz ve özellikle tiamin (B1) eksikliği sorumlu tutulmaktadır. Yapılan otopsi çalışmalarında tiamin bağımlı enzimlerin aktivitesinde selektif azalma bulunmuştur. Ayrıca B1den fakir diyetle beslenen hayvanlarda WKS bulguları izlenmiştir. Tiaminin dietle alınmasındaki yetersizlikden dolayı sendromun ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu sendromun en sık kronik alkoliklerde izlenmesi, tiaminin alımının kısıtlanması ile birlikte alkolün direk nörotoksik etkisinin de patogenezde sorumlu olabileceği şüphesini doğurmuştur.
Klinik belirti ve Bulgular
Sendromun en sık rastlanılan bulguları mental durumda bozulma, okülomotor bulgular ve dengesiz yürümedir.
Mental Bulgular:
Akut WKS sendromunda mental semptom olarak en sık konfüzyona rastlanılır. Hasta apatiktir, oryantasyonu kaybolmuştur. Konfüzyonel duruma ataksi ve okülomotor bulgular eşlik eder. Tedaviye bu dönemde başlanmazsa hastalık progresif seyir gösterir ve kalıcı bulgular oluşur. Konfüzyonel durum ciddi bir amneziye dönüşür.
Anterograd amnezi:
Bu dönemde hastanın diğer kognitif alanlarına ilişkin patolojik bulguya rastlanmazken, yakın bellekteki ciddi bozukluk kendisini yeni verbal ve verbal olmayan bilgilerin öğrenilememesi sonucu yakın dönem olaylarının hatırlanamaması, yeni tanışılan insanların isimlerini, yüzlerini hatırlayamama, güncel olayların hiç akılda kalmaması şeklinde gösterir. Yeni bilgilerin öğrenilememesi, uyaranın kayıt süreçlerinin ilk basamağında işleme (encoding) kusuru sonucu olmaktadır. Bellek problemleri dışında bazen problem çözme ve kavram oluşturma zorlukları şeklinde frontal bulgulara rastlanılabilir. Bellek bozukluğundaki bir diğer neden de bellek işlevlerinde kayıt edilmiş bilgilerin geri getirilmesi ile ilgili frontal sistemin etkilenmesidir. Entelektüel yetiler amnezi dışında normaldir.
Retrograd amnezi:
WKS olguları hastalığın başlangıcından geriye doğru uzanan bir dönemde olan toplumsal olayları, kendileri ile ilgili bilgileri hatırlayamazlar. Hastalığın başlangıcından ne kadar geriye gidilirse o döneme ait bilgiler daha iyi hatırlanmaktadır. Yani hasta çocukluk ve erken yetişkinlik dönemlerini hatırlarken hastalığın başlangıcından geriye doğru yakın geçmişini hatırlayamamaktadır. Retrograd amnezinin ciddiliği, frontal lob fonksiyonlarını gösteren testlerdeki başarısızlıkla doğru orantılı olarak bulunmuştur. Sistematik bellek araştırmasının planlanması ve inisiasyonunda frontal lob önemli görev almaktadır. Bu bozukluğa bağlı olarak premorbid olarak öğrenilmiş bilgiler geri çağrılamamakta ve retrograd amnezi oluşmaktadır.
Göz bulguları:
Nistagmus en sık rastlanılan bulgudur. Sıklıkla bakış yönüne vuran horizontal nistagmus görülür. Bazı vakalarda vertikal veya rotatuar nistagmus da izlenebilir. Eksternal göz hareketlerindeki kısıtlılık ilk olarak kendini horizontal plandaki göz hareketlerinde gösterir. Daha sonradan vertikal plandaki göz hareketlerinde kısıtlılık tabloya eklenir. Göz hareketlerindeki kısıtlılık, asimetrik bilateral lateral rektus paralizisi ve vertikal bakışlarda da olabilen konjuge bakış kısıtlılığından total oftalmoplejiye kadar uzanan bir yelpaze içinde izlenebilir. Pupilla ışık cevabının azalması görülebilir ama bu refleksin total olarak alınamaması saptanabilen bir bulgu değildir. Klinik tabloya ılımlı bir ptoz eşlik edebilir.
Ataksi:
Ön planda gövde ataksisi vardır. Hasta adımlarını açarak dengesiz bir biçimde, yalpalayarak yürür. Buna ekstremite ataksisi de eşlik edebilir. Serebellumdaki tutuluma ek olarak vestibuler sistemin etkilenmesi bulgulardan sorumludur.
Tanı
İyi anamnez alınması, beslenme düzeninin, alkol kullanımının ve tüketim miktarının sıkı bir şekilde sorgulanması gereklidir

Referans :
Tustime Küçük Stajlar TümTus Soruları – sayfa 50

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_10.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 25. AIDS ile ilişkili Kaposi sarkomu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İnsan Herpes virus tip 8 enfeksiyonu ile ilişkilidir.
B) Yüksek oranda aktif antiretroviral tedavi nedeniyle insidansı azalmıştır.
C) Klasik Kaposi sarkomuna kıyasla daha yavaş seyreder.
D) Başlangıç lezyonları öncelikle yüzde görülür.
E) Orofarengeal tutulum sıktır.

Kaposi sarkomunun klasik, epidemik (AIDS’le ilişkili), endemik (lenanjiopatik) ve iyatrojenik olmak üzere 4 tipi vardır. AIDS’le ilişkili kaposi sarkomu genellikle başlangıç lezyonu yüzde ve ağız boşluğunda olmaktadır (orofarengeal tutulum).
Klasik Kaposi sarkomuna göre daha progressif ve özellikle pulmoner tutulumda prognoz daha kötüdür. Yüksek oranda aktif antiretroviral tedavi (HAART) sonrası insidansı giderek azalmıştır.

Referans :
(Mandell, Douglas, and Bennett’s Principles & Practice of Infectious Diseases 7th ed. 2010, chapter 141)

Soru 26. Penis veya vulvada bulunan bir şankra sifiliz tanısı koyabilmek için en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ülserden alınan materyale kültür yapılması
B) Karanlık saha incelemesi
C) Materyal alınıp metilen mavisiyle boyanması
D) Serolojik testler yapılması
E) Materyalin KOH ile incelenmesi

Referans :
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 243
Tustime Mikrobiyoloji Ders Notu – sayfa 181

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_11.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 27. Altmış beş yaşında, 40 yıldır günde 2 paket sigara içen bir erkek hastanın direkt akciğer grafisinde 2 cm çapında nodüler bir lezyon izlenmiştir. Bu hastada aşağıdaki görüntüleme yöntemlerinden hangisi, bu bölgenin ayrıntılı değerlendirilmesi için öncelikle seçilmelidir?
A) Ultrasonografi
B) Anjiyografi
C) Magnetik rezonans görüntüleme
D) Bilgisayarlı tomografi
E) Sintigrafi

Küçük stajlar bölümüne kaymış bir dahiliye sorusu. Daha öncede sorgulanmıştı. Göğüs hastalıklarında pulmoner nodül için önce PA akciğer grafisi sonra BT çekilmelidir.

Referans :
Tustime İnfotus Dahiliye – sayfa 172–211

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_12.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_13.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 28. Kırk yaşındaki bir kadın hastanın yapılan transvajinal ultrasonografisinde sol overde 5 cm çapında kistik kitle saptanmıştır. Bu kitle septa formasyonları içermekte ve duvarında solid nodüler bir lezyon bulunmaktadır. Bu hastada ayırıcı tanıda öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?
A) Ektopik gebelik
B) Over kisti
C) Endometrioma
D) Over torsiyonu
E) Seröz kistadenokarsinom

Referans :
Tustime Kadın Hastalıkları ve Doğum Notları – sayfa 26
Tustime Tümtus Kadın Hastalıkları ve Doğum – sayfa 40–41.

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_14.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_15.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}

Soru 29. Aşağıdakilerden hangisi yüksek intihar riskiyle ilişkili değildir?
A) Ailede intihar girişimi öyküsü
B) Yakın birinin kaybı
C) Çete kavgalarına karışma
D) Karamsarlık ve umutsuzluk
E) Okul başarısızlığı

Sadece düşünerek yapılabilecek bir soru..
Ailede intihar girişim öyküsü, yakın birinin kaybı, karamsarlık ve umutsuzluk, okul başarısızlığı, alkol ve madde bağımlılığı, uzun süreli ölümcül hastalık, cinsel kimlik sorunu yaşıyor olma, düşmanca anne-baba tutumlarına maruz kalma intihar riskinin yüksek olduğu durumlarda birkaçına örnek verilebilir.


Soru 30. Lityum karbonat kullanan bir hastada aşağıdaki yan etkilerden hangisi görülebilir?
A) Diabetes insipidus

B) Hashimoto tiroiditi
C) Lökopeni
D) Azospermi
E) Metabolik sendrom

Referans :
Tustime Farmakoloji Ders Notu 1 – sayfa 103

{japopup type="image" content="images/stories/kstaj/KUCUK-STAJLAR-kontrol-edilmis_Page_16.jpg" width="700" height="380" title="Referans" }Referans{/japopup}
NİSAN TUS 2013 DEĞERLENDİRMELER
Nisan 2013 Tus Genel Cerrahi Değerlendirmesi
Diğer videolar
ŞUBELERİMİZ
WEB SİTELERİMİZ